Viyana’da kanadı kırık güvercinin hikayesi | Şehirdeki göçmenler ve kabul edilme mücadelesi

| Adem Hüyük
Favoriten Caddesi, Viyana – Bir Şehir, Bir Göçmen ve Bir Güvercin
Bugün sizlere, 10. Viyana Bölgesi’nde, Favoriten Caddesi üzerindeki bir dükkâna sığınan kanadı kırık bir güvercinden bahsetmek istiyorum. Bu sokak, hem geçmişin işçi direnişlerinin izlerini taşıyan hem de Nazi Almanya’sına karşı direnişin sembollerinden biri olan, tarihi bir bölgedir.
“Burası ‘kendisinden’ ayrılmak istemeyenlerin, kendisi gibi yaşayanlarla güvende olduğunu düşünenlerin, hiçbir plan program yapmadan, birbirlerini aramadan ama aynı yerde aynı saatlerde buluşan insanların caddesi.” [“Hiçbir Yere Gitmeyenlerin Caddesi” 2021 Adem Hüyük/DerVirgül]
Ancak burada dikkat çeken, bir başka varlık: Kanadı kırık güvercinler…
Güvercinlerin, Favoriten Caddesi’nin gerçek sahipleri olduğunu daha önceki makalelerimde belirtmiştim. Gece karanlığında caddede egemen olan bu kuşlar, şafak vaktinde caddenin dört bir yanına yayılır ve temizlik sonrası kalan yiyecek parçalarıyla karınlarını doyururlar. Ancak, onlara ait olan bu caddede bazen, istemediğimiz anlarda, insanların kafalarına veya omuzlarına pisledikleri de hoşumuza gitmeyen davranışlarıdır. Bununla birlikte, şafak vaktinde bu kuşlar, adeta şehri sahiplenmiş gibi görünürler. Güvercinler, şehrin dokusunun bir parçası haline gelmiştir.
Favoritenstraße 98 numarada açılan D&P PARFÜM WIEN, yakın arkadaşım Özden Çelik’e ait. Dükkanının açılışı sonrasında Özden, güvercinlerin varlığına alışmaya başladığını ve onlarla her gün zaman geçirdiğini söylüyor. Bugün dükkanının dışından güvercinlere bakarken, kanadı kırık bir güvercini bana gösterdi. O an, güvercinin çaresizliği ve şehirde hayatta kalma mücadelesi beni bir makale yazmaya itti. Ama nasıl bir makale yazmalıydım?
Güvercin yanından gecen insanlara tepki veremiyordu. Zira herhangi bir tepkide uçup gitmesi olasıydı. Uçamayan kanadı kırık güvercin dükkânın içinde güven buluyordu. Tıpkı insanlar gibi, o da güven arayışıyla bir sığınak arıyordu. Özden, hayvan bakım ve sağlık merkezini aradığını ve defalarca denemesine rağmen ulaşamadığını söyledi.
Güvercinin Metaforu: Göçmenlerin Zorlu Yaşamı
Güvercinin kanadı kırık ve uçmakta zorlanıyor olması, şehri terk edememesi, sığınacak bir yer arayışı, aslında bir metafor gibiydi. Bu olay göçmenlerin yaşadığı zorlukları ve toplumların onlara yaklaşımını anlatmak için güçlü bir simge sunuyor. Zira, göçmenler de tıpkı o güvercin gibi, zorluklarla mücadele ediyorlar. Fiziksel olarak zarar görmüşler ve bazen kendilerini savunmasız hissediyorlar. Onlar da tıpkı güvercinin dükkâna sığınması gibi, güvenli bir yer arayışında. Eğer yardım edilmezse, tıpkı o güvercin gibi, göçmenlerin de yaşamları zorlaşabilir ve sonunda hayatta kalma mücadeleleri son bulabilirdi.
Bir şehir ve göçmenlerin durumu: Kabul edilme mücadelesi
Güvercinin sığınağa girmesi, Viyana’daki göçmenlerin durumuna dair güçlü bir semboldü. Viyana hem tarihi hem de kültürel olarak farklı geçmişleri ve toplumları içinde barındırıyor. Göçmenler, kabul edilme mücadelesi veriyorlar ve çoğu zaman toplum tarafından dışlanıyorlar. Tıpkı güvercinin dükkânın içine girmesi gibi, göçmenler de, sığınacak bir yer, kabul görmek istiyorlar. Ancak her zaman bu kabulü bulamıyorlar.
Bu hikâyeyi yazarken, sizce hangi yönleri daha fazla vurgulamalıydım?
Güvercinin durumunu, göçmenlerin yaşadığı zorluklarla bağdaştırmalı mıyım?
Yoksa daha geniş bir toplumsal mesaj mı vermeliyim?
Belki de doğaya ait olan güvercinlere, şehre sığdırmayanlardan ve onları görmezden gelenlerden bahsetmeliyim. Çünkü, üretken, vergi ödeyen, toplum için katkı sağlayan fakat ihtiyacın bittiğinde “git” denilen göçmenlerin durumu, ne yazık ki bu şehri ve bu dünyayı yönetenlerin gerçekliğiyle örtüşüyor.
Sonuç olarak, bu makale, sadece bir güvercinin çaresizliğini anlatmaktan çok daha fazlası olmalıdır.
Göçmenlerin, dışlanmışların, sığınmacıların mücadelesini, hayatlarını sürdürme çabalarını ve onlara yaklaşım biçimimizi sorgulayan bir yazı olmalıydı. Bir güvercinin kanadı kırık ve sığınacak bir yer ararken, şehirdeki göçmenlerin de benzer bir şekilde hayatta kalma mücadelesi verdiğini hatırlatmalı.
Güvercin, göçmen ve şehirdeki toplumsal dayanışma
Güvercinin dükkana sığınması hem bir şehirdeki varlığını hem de toplumsal dayanışmayı sorgulayan güçlü bir hikaye sunuyor. Kendimizin dışındaki göçmenlerin yaşadığı zorluklara dair duyarlılığımızı artırmak, onları anlamaya ve kabul etmeye çalışmak, toplumların daha barışçıl ve uyumlu hale gelmesini sağlayabilir.
Makale, şehrin ve güvercinlerin bir parçası olan göçmenlerin de kabul görmesi gerektiğini hatırlatan bir çağrı olabilir bence […] | ©DerVirgül